İngiliz Rönesans’ı döneminin en ünlü yazarlarından olan William Shakespeare resmi kaytılara göre 13 Nisan 1564 senesinde Stanford-upon-Apon’da dünyaya gelmiş, 23 Nisan 1916 senesinde aynı şehirde vefat etmiştir. Babasının tüccar olduğu ve bu nedenle de maddi olarak o dönemdeki pek çok insana göre daha rahat bir ortamda büyüdüğü bilinmektedir. 18 yaşına geldiğinde kendisinden 8 yaş büyük olan Anne Hathaway ile evlendiği resmi kayıtlardan elde edilen bilgilerdir. Evliliğinden üç çocuğu olduğu bilinen yazarın Hamlet adındaki oğlunun 11 yaşında öldüğü bilinmekte olsa da, oğlunun ölüm nedenini açıklayan hiçbir kaynak bulunmamaktadır. Hatta Shakespeare’in “Hamlet” oyununu oğluna ithafen yazdığı da düşünülmektedir.
Hayatına dair pek çok söylem olan William Shakespeare’in yatırımlarını emlak yönünde yaptığı için dönemin emlak zenginleri arasından biri olduğu da yine resmi kayıtlardan elde edilen bilgiler arasındadır.
Nasıl geçirdiği bilinmeyen 7- 8 yıllık bir aradan sonra 1592’de Londra tiyatro çevrelerinde adı duyulmaya başlamıştır.[1]
Robert Greene gibi Londra’daki üniversiteli yazarların saldırılarına uğradığı bu yıllarda Southampton 3. kontu Henry Wriothesley gibi önemli dostlar da edindiği ve veba salgını yüzünden Londra’da tiyatroların kapatıldığı senelerde yazdığı Venns and Adonis (1592; Venüs ile Adonis) ve The Rape of Lucrece (1594; Lucretia’nın Kaçırılması) isimli yayımlanmış ilk şiirlerini de Southampton’a adadığı bilinmektedir. 1594’te tiyatrolar yeniden açılınca daha önce oyunculuk yaptığı anlaşılan Chamberlain Topluluğu’na (1603’ten sonra Kralın Oyuncuları) ortak olduğu kaynaklarca elde edilen bilgiler arasındadır.
Döneminin en iyi yazarlarından biri olmasına rağmen değeri öldükten sonra daha iyi bilinmeye başlayan Shakespaere, Elizabeth döneminde Avon’un Ozanı lakabını kazanmıştır. Saray için de oyunlar yazdığı bilinen Shakespare’in eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yılları arasında ürettiği düşünülmektedir. İlk oyunlarını daha çok komedi çerçevesinde yazan Shakespeare 1608’e kadar yoğunluklu olarak trajedi konulu oyunlar kaleme almıştır. İngiliz döneminin en iyi eserlerinden olarak kabul edilen Kral Lear, Hamlet, Othello ve Macbeth oyunlarını da bu dönemde yazdığı bilinmektedir. Shakespeare’in Romeo ve Juliet oyunu günümüzün dramaturglarına göre zayıf kalsa da, aslında “Fırtına”, “Hırçın Kız” gibi az bilinen oyunları da dahil olmak üzere tüm oyunlarının bütününe baktığımızda yazarın Poetika’da açıklanmış olan tragedya örgüsüne bağlı oyunlar verdiğini görürüz. Shakespare’in eserlerinin günümüze kadar gelmesinde en etkili şeylerden biri de oyunlarının hem yapı, hem de hitabet bakımından çok güçlü olmasıdır.
Yazarın son dönemlerinde ise trajikomik olaylara yoğunlaştığı görülmektedir. Döneminin en iyi yazarlarından olan Shakespeare sanata bıraktığı mirasla kendisinden sonra gelen pek çok yazar için örnek teşkil etmekle beraber, Victoria Döneminde yaşayanların Shakespeare’e Geroge Bernard Shaw’ın “bardolatry” (Shakespeare hayranlığı) olarak tabir ettiği bir deyim [2]de bulunması yazara olan hayranlığın ölçüsünü net bir şekilde gözler önüne sermektedir.
Hayatı hakkında pek çok teori bulunan Shakespeare hakkında bugüne dek yazarın eşcinsel olduğu, aslında 12 kişilik bir yazar ekibinden oluştuğu, oyunlarını asıl yazanın bir kadın olduğu ancak o dönemde kadın yazarlar öne çıkamadığı için bu rolü Shakespeare’in üstlendiği gibi pek çok spekülasyon olsa da oyunun temel yapılarını incelediğimizde yazarın görüşlerini, karakter yaratırken göz önünde bulundurduğu detayları, benimsediği dili her yapıtında geliştirerek kullanmasını göz önünde bulundurarak oyunların tek bir kişinin elinden çıktığını savunabiliriz. Yazar hakkındaki en yaygın düşüncelerden biri de William Shakespeare olduğu sanılan kişi 17. Oxford Kontu Edward de Vere’dir. Macera dolu bir hayatı olan Edward de Vere’nin hayatındaki pek çok olayın Shakespeare’in oyunlarındaki olaylarla benzemesi bu düşünceyi güçlendirmektedir. Asıl adını kullanmama nedeni olarak babasının ölümünden sonra kraliçenin en eski danışmanı William Cecil’in yanında yetişmiş olduğu düşünülür. [3]
Shakespeare Dönemi İngiltere’si
Shakespeare’in eserlerini yazmaya başladığı ilk dönemler 1. Elizabeth’in hala Tanrı’nın vekili olduğu kabul edilen dönemdir. Ortaçağ’dan kalma düzenin sorgulanmaya başladığı bu dönemde reform hareketi papanın, parlamento da kralın mutlak otoritesine karşı çıkarken toplumsal ve ekonomik düzen yükselen kapitalizmin etkisiyle sarsılmıştı. Eğitim halk arasında yaygınlaşmaya ve önem kazanmaya başlamıştı. Yapılan keşifler sayesinde ekonominin iyiye gidişi güçlü bir toplum yapısı gelişmesine olanak sağlamıştı. Bu dönemde keşifler sayesinde ucuz kitap baskıları da artmış ve kitaplar halk tarafından daha erişilebilir olmaya başlamıştı. Halkın devlet gücünü sorguladığı bu dönemde toplumda ne yapacağını bilmemenin ve bunun bir arayışı olduğu düşünülmektedir. Bu dönemde verilen eserlerden Montaigne’nin 1603’te İngilizceye çevrilen Essais’si (Denemeler) İngilizleri oldukça etkilediği düşünülmektedir. Shakespeare’in de özellikle 1603-1606 arasında yazdığı oyunlarında I. James döneminin huzursuz, güvensiz, kuşkucu ortamını yansıttığı görülmektedir. Elizabeth döneminde Plautus, Terentius ve Seneca’nın Latince oyunların üniversitelerde okutuluyor, çeviri ve uyarlamaları okullarda oynatılmaya başlanması sanata verilen önemin artmasını sağlamıştır. Dönemin ilk başlarında Ortaçağ’dan kalan mucize oyunlarına ilgi devam etse de Chamberlain Topluluğu’nun işlettiği Globe Tiyatrosu’na Püritenler dışında her sınıftan izleyici tarafından izlenebilmesiyle dönem ortalarına doğru tiyatroya olan ilgiyi değiştirdiği düşünülmektedir.
Shakespeare’in Eserlerindeki Yapı
Shakespeare oyunlarının tümüne baktığımızda yazarın yapı olarak tragedya biçimine uygun eserler verdiğini söylemek mümkün. Yaşanan olayların içinde kader ve yazgı faktörünü genelde sıklıkla görürüz. Bunun yanı sıra Shakespeare’i Antik Yunan’da bir oyun yazarı ile bağdaştırmak gerekirse bu Euripides olarak örnek verilebilir. Nedeni Shakespeare kaleminin çok güçlü olması ve yazarın oyunlarında karakterlerin psikolojik derinliklerine yer vermesidir. Bunu bu kadar güçlü ve baskın bir şekilde Antik Yunan’da tek kullanan yazar bilindiği kadarıyla Euripides’tir. Oyunlarının hepsinde karakterlerin bir amacı ve bir görevi vardır. Shakespeare oyunlarının en güçlü yanlarından biri döneme olan gizli eleştirilerdir. Shakespeare döneminde eleştiri yapısını bariz bir şekilde görmesek de oyunların bir düzeni eleştirdiğini görürüz. Örneğin Romeo ve Juliet oyununda iki aşığın aşkının arkasına dönemin aile düşmanlığının yaratacağı felaket gizlenmiştir. Hırçın Kız oyununda ise bir kadına yüklenen göreve ve kadına bakış açısına olan eleştiriyi görebiliriz. Yazarı bu kadar önemli kılan şeyin usta kalemi olduğunu savunabiliriz.
Shakespeare oyunlarında oyunun karakterlerinden biri zaman zaman izleyiciye oyun hakkında bilgi vermektedir. Örneğin Hamlet’te bu görev nöbetçilere aitken, Romeo ve Juilet gibi daha eski oyunlarında bu görev koroya aittir.
Bunun yanı sıra Shakespeare oyunlarını dikkatli bir biçimde incelediğimizde her karakterin bir amacı olmasının yanı sıra olay örgüsünün birkaç kişi arasında geçtiğini görürüz. Bunun nedeni olarak da Shakespeare’in bir oyun yazarı olmasının yanı sıra Globe Tiyatrosu’ndaki oyunları ve izleyici tepkisini analiz ederek oyunlarını izleyicinin odağını kaybetmeyeceği biçimde kaleme aldığı savunulmaktadır.
Shakespeare’in En Ünlü Eserleri
Hamlet, Othello, Kral Lear, Üçüncü Rechard ve Macbeth adlı eserleri Shakespear’in kullandığı güçlü dil ve oyunların yapısal eleştirileriyle karakter derinliklerinin birleşmesi açısından yazarın en usta eserleri arasında kabul edilmektedir.
Shakespeare Etkilendiği Akım ve Yazarlar
William Shakespeare’in oyunlarını yazdığı 17. yüzyıl ortalarında kuramsal dayanağı olan Rönesans hareketlerinin etkisiyle ortaya çıkan Klasisizm hareketi yaygın olsa da eserlerini incelediğimizde bu kuralcı yapının baskın olarak kullanılmadığını görürüz. Eserleri daha çok romantik akım etkisinde kaleme aldığı düşünülen Shakespeare’in klasik dönem ve romantik dönem arasında bir nevi köprü görevi gördüğünü söyleyebiliriz. Yazarın romantizm etkisinde yazmasının en temel nedenlerinden biri olarak da eserlerindeki “Üç birlik kuralı” gösterilmektedir.
Eserlerine baktığımızda da Shakespeare’in sıkı bir olaylar dizisi ve belirgin komik detaylar içeren ilk klasik ve İtalyan tarzı komedi tarzının 1950’lerin ortasına doğru yerini en büyük komedilerinin romantik havasına bıraktığını savunabiliriz. Yazarın “Bir Yaz Gecesi Rüyası” ve “On İkinci Gece” isimli oyunları bu düşünceye örnek gösterilebilir.
Yazarın ilk oyunlarını kaleme alırken Thomas Kyd, Christopher Marlowe gibi Elizabeth döneminin başarılı oyun yazarlarından, Antik Yunan tragedyalarını yapı biçimi olarak Roma’da başarılı bir şekilde devam ettirmeye çalışan Seneca’dan ve zaman zaman Ortaçağ dramasının geleneklerinden esinlendiği düşünülmektedir. Yazarın “Yanlışlıklar Komedisi” isimli oyunu klasik komediler arasında yer alsa da “Hırçın Kız” işin hiçbir kaynak bulunamaması da Shakespeare’in bir diğer esin kaynağının halk ve toplumsal yaşam olduğunu düşündürmektedir.
Ayrıca eserleri arasındaki bir şekildeki örtüşme veya farklı bakış açıları, ‘karşılaştırmalı edebiyat’ kavramını ortaya çıkardığı da savunulmaktadır.
[1] Kaynak: turkedebiyati.org-shakespeare
[2] Kaynak: Wikipedia – Shakespeare
[3] Kaynak: https://paratic.com/william-shakespeare
[i] Kaynakça: Aslı Şahinkaya – Edebiyat, Tiyatro ve Sinema Arayüzünde Uyarlama: Hamlet’in Minör İzdüşümleri
